Mükemmel anne olmak yetmez, zayıf ve kaslı da olacaksın!

İlerleyen teknoloji, Photoshop, sosyal medya, yeni trendler ve değişen algılar… Bu furyaya yeni giren bir element var ki bu beni şahsen çok ama çok rahatsız etti ve bunu sizlerle paylaşmak istedim.

Resimde gördüğünüz 23 yaşındaki manken Ymre Stiekema, ünlü bir puset markasının, spor puset modelinin tanıtımını yapıyor.  Pusette ise 2 yaşında kızı var.  Sizi bilmiyorum ama benim vücudum doğumdan önce bile böyle değildi!  Kızımı beklerken 30 kg aldım ve 5 yılda ancak verdim. Şimdi de ikinci bebeğimi bekliyorum.

Photoshop ile düzenlenen fotoğraflar, rötuşlanan hatlar, pürüzsüzleştirilen ciltler, örtülen “kusurlar”  ile güzellik algısı çok değişti.  Artık sokakta yürürken gördüğümüz hiç kimse bize eskisi gibi “güzel” görünmüyor; dergilerdeki, televizyondaki aktörlere, aktrislere benzemiyor.  Hatta televizyonda hayranlıkla izlediğimiz bir kimseyi sokakta gördüğümüzde bile zor tanıyoruz; çünkü onları filtreli, photoshop’lu, ağır makyajlı görmeye alışmışız.  İşin kötü tarafı ise bu algı değişimi biz istesek de istemesek de oluyor.

Yıllar geçtikçe güzellik algısının değiştiği bir gerçek.  Ancak değişiklik gösteren sadece bu değil – bu algının beraberinde getirdiği başka faktörler de var.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

20. yüzyılın başlarında etine buduna dolgun kadınlar “makbul” iken 1920’lerde savaş döneminde yokluk ve ihtiyaçlardan dolayı bedenler inceldi ve mecburen yeni bir güzellik algısı oluştu.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

1950’lerde Marilyn Monroe ile yuvarlak hatlar yine popülerlik kazandı ve kadınların üzerindeki stres nispeten azaldı.  (Resmin köşesinde İngilizce “Keşke toplum hala bu bedeni seksi bulsaydı” yazıyor)

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

1990’da kemikleri sayılan Kate Moss ve onu takip eden 0 beden mankenlerin yanı sıra Photoshop’un icadı güzellik anlayışımızı büyük ölçüde değiştirdi.  Özellikle ergenlik çağında kızların yeme bozukluklarında artış gözlemlendi, diyet hapı diye bir pazar gelişti, zayıflama merkezlerinde artış oldu. “Sağlıklı Yaşam” adı altında zayıf olmak bir şart oldu.  Eskiden kilo ölçüsünün, boy ölçüsünün 10 birim altında olması sağlıklı bir görünüm ve sağlıklı bir vücut anlamına gelirdi (boyunuz 1.70 m ise 60 kg ideal sayılırdı).  Artık 20 birimden aşağısı yeni güzellik kavramına ancak uyuyor. (1.70m – 50kg)

2000’li senelerde sadece zayıf olmak da yetmemeye başladı.  Yağ oranı düşük, kas kütlesi yüksek vücutlar

popülerlik kazanmaya başladı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Şimdi bu kaslı, güzel vücut anlayışına anneleri de dahil etmeye çalışıyorlar.  “Anne olsan da böyle bir vücuda sahip olmalısın” baskısı hayatımıza girmeye başladı.  İngiliz gazetesi The Guardian’a göre İngiliz anneler bu yeni trendi gülünç bulmakta.  Bir okurun öfkeli “Anneleri rahat bırakın!” ve diğer bir okurun ise kinayeli “Aaa, ne kadar gerçekçi bir fotoğraf, çoğu annenin durumunu yansıtıyor olması çok hoşuma gitti” yorumları büyük beğeni topladı.

 

İster Doğal ya da Pozitif Ebeveynlik, ister Bilinçli ya da Disiplinli, hangi annelik modelini takip ederseniz edin, bilinçli ya da bilinçsiz, ortak tek bir paydanız olacaktır – mükemmel bir ebeveyn olmak.  Bir bebek gelişim uzmanı olarak, kendi çocuklarımı büyütürken benim bile böyle bir kaygım var.  Yukarıda güzellik algımız istesek de istemesek de değişiyor demiştik ya, “mükemmel” anne olma algısı da aynı şekilde, elimizde olmadan, geçmişimize, yaşam tarzımıza ve etrafımızdaki sosyal baskıya göre değişiyor (Yakında mükemmel anne olma baskısı üzerinde de bir yazı yazacağım).

Üzerimizde zaten böyle bir baskı varken buna bir yenisini eklemenin ne gereği var?

Aslında gerekliliğinden ziyade ilerde doğabilecek zararlara bir bakmak isterim.

  • Kadınlar belki fit görünme kaygısıyla çocuk sahibi olmaktan vazgeçebilirler.
  • Hamileyken fizikleri bozulmasın diye dengeli beslenmekten ziyade kilo korumaya yönelik beslenebilir, bebeğin gelişimini tehlikeye atabilirler.
  • Bebek bakımını ikinci plana atıp, doğumdan hemen sonra obsesif bir şekilde soluğu spor salonlarında alabilirler. (Yanlış anlaşılmasın, bebek sahibi olduktan sonra annelerin bir an evvel eski yaşantılarına dönmelerini en çok tavsiye edenlerdenim. Anne spor yaparak kendini iyi hissedecekse elbette spor salonuna gitmeli – burada altını çizmek istediğim nokta obsesiflik – her gün spor salonunda geçirilen 5 saat gibi)
  • Zayıflama kaygısıyla bebeğine ayırdığı zamanı kısıtlaması.
  • Doğumdan sonra az/dengesiz beslenme, kendi sağlığını ve bebeğinin sağlığını tehlikeye atma.
  • Doğum sonrası depresyonu vakalarında artış ve depresyon sürecinin fiziksel görünüş kaygısı sebebiyle uzaması.
  • Annenin görünüşünden dolayı olan hoşnutsuzluğunun bebeğine ve eşine sinirsel yansıması.
  • Bebek katı gıdalara geçtikten sonra, annenin kilo konusundaki takıntısının bebeğin yeme alışkanlıklarını yansıtılması.

Hiç kimse Kate Moss’un geniş kitleler üzerindeki etkisini ya da Photoshop’un yaygın kullanımının yaratabileceği güzellik algısı değişimini öngörememişti ama geçmişteki trendlere ve etkilerine bakacak olursak yukarıdaki listenin gerçeklerden çok da uzak olmadığını görebiliriz.

İngiliz anneler bu yeni trendi başlamadan bitirecek gibi görünüyor.  Siz ne dersiniz?

 

The Guardian gazetesinde, 31 Temmuz’da yayınlanan makale;

http://www.theguardian.com/lifeandstyle/womens-blog/2015/jul/31/the-bugaboo-bikini-ad-has-our-vision-of-motherhood-reached-peak-ridiculous

No Comments

Enroll Your Words

To Top